Onu içmeyin, onunla bunu yapmayın demek tehlikeli
B: Balık demişken.. Bir dönem usta yazarların balıkla rakı içilir mi tartışmasında siz biraz çekimser kalmıştınız. Bu konudaki fikriniz nedir?
T: Ben pek balık sevmem ondan çekimser kaldım. (Gülüyor) Çok fazla kuralcı olmamak lazım. Balıkla rakısını içmek isteyen içsin. İnsanlara çok fazla kural koymamak lazım. Çünkü yorup sıkıyor o zaman. Bence bu içki işinde hiç kimsenin o kadar otorite olma hakkı yok. Onunla onu yeme! Ya sana ne, benim hoşuma gidiyor, yiyorum işte. (Gülüyor)
Bir kez bana şeyi soruyorlardı, “Jack Daniels mı Jim Beam mi daha iyi?” Alın dedim bir bardağa birine, diğer bardağa birini doldurun. İki üç de buz veya su koyun içine, hangisini beğeniyorsan o daha iyidir. Sen beni niye dinliyorsun ki?
B: Bu konuda otorite olarak kabul ediliyor olmanızdan kaynaklanıyor olsa gerek.
T: Vefa Bey’in de dediği gibi eğer sen konuştuğun kimselere veya okullara neler aranır, hangi tatlar içinde aranır belirtilse… Ben de hala yeni çıkan şeylerle ilgili okuyorum, araştırıyorum. Okuduğum şarap yazarları var. İnsan bir şeyler kapıyor. Senin tatmadıklarının 10 katını tadanlar var, sen onlardan öğreniyorsun, sen başkalarının 10 katını tadıyorsun… Böyle zincirleme giden bir şey bu. İçinde normalde aklına gelmeyen fakat algılanması gereken tatlar oluyor mesela. Okuyup onu içtiğinde sahiden bunda muz kokuları var dediğinde insanların da hoşuna gidiyor. Ama onu içmeyin, onunla bunu yapmayın demek tehlikeli. Ben bunu hiç yapmadım.
V: Zaten damak kendi kendini geliştirir. Ne kadar seans yapar, tadıma katılırsanız damağınız o kadar gelişir.
T: Damağın inanılmaz bir hafızası var. Ahmet Örs ile konuşuyorduk geçen gün, o kısa bir yazı yazmış gurmelik üzerine. “Ben gurme değilim.” diye… Çok güzel bir yazı, her kelimesine katılıyorum. Ben sadece yemek yiyip, içki içmekten zevk alıp duyduğum zevki başka insanlarla paylaşmaya çalışıyorum diyor. Doğru çünkü dikte etmeye çalışmamak lazım, belki bazı şeyleri olduğundan daha fazla ciddiye de almamak lazım. O yazıda şeyi yazmış, gurme olduğun zaman insanlar zannediyorlar ki seni sürekli bir yerlere davet ediyorlar; Bedava seyahat edip bedava yemek yiyorsun. Hiç öyle değil, tamam arada bir davet ediliyorsun ama bu işi yaparken zamanla tattığın, yediğin şeyler o kadar iyi şeyler oluyor ki evinde de onu yemeye çalışıyorsun, e o da ciddi maliyet diyor. (Gülüşmeler) Eskiden içtiğimiz bir sürü şarap vardı Türkiye’de. Şimdi Kayra, Terra gibi pek çok şey çıktı. Şimdi eskisini içebilir miyiz? İçemeyiz çünkü daha iyisine alıştık. Düşünsene ayda üç gün dört gün çağırıyorlar seni, Fransa’da şatolarda şarap içiyorsun, sonra burada kötü bir şarap içiyorsun. Bu ne dersin? Hep onu içmek istersin. Damak o konuda çok nankör çünkü.



