Özcan, Mahsun’u yedi ( Şenay DÜDEK)
Özcan, Mahsun’u yedi
Çeşme’de Barba Meyhane, Apropa Restaurant, Alaçatı’da trilyonluk evler, İzmir Fuarı bitik, İpek müzikal peşinde, Emre Altuğ da zan altında, Rumelihisarı’nda aklar-karalar…

Efendim, dört gün üç gece Çeşme’de turlayınca bir de gezen Şenay Düdek olunca malzeme bol oluyor, ayıptır söylemesi. Evim orada diye söylemiyorum, Çeşme’deki favorim Alaçatı ve Ildır. Ama Çeşme’de yaşayan İzmirliler bundan biraz şikayetçi. Çünkü Alaçatı’da satılık ve kiralık ev fiyatları İstanbullular yüzünden almış başını gidiyor. Bir sabah sevgili Destina ve Ayşe’nin işlettiği, oranın en popüler kafesi olan Alaçat’a uğradım. İğne atsanız yere düşmezdi. Zaten Ayşe Hatun Önal’dan Demet Akalın’a, Ebru Destan’dan Okan Buruk’a, Emre Belözoğlu’ndan Yılmaz Erdoğan’a kadar ne kadar ünlü varsa Alaçat’a sabah kahvaltısına gelmiştir. Ne de olsa kahvaltısı müthiş; Pazılı, kıymalı ev börekleri, bahçede yetişen hormonsuz domates, biber, kendi besledikleri tavuklardan elde ettikleri taze yumurtalar, evde yapılan reçelli, çikolatalı kukiler, ev reçelleri, hakiki tereyağı, bal… Kısacası Ayşe ve Destina’nın mutfağı diyet yapanları bile yoldan çıkarıyor. İzmir’in ünlü giyim firmalarından Kemas’ın patronu sevgili Kemal Subaşı ile kahvaltıdan sonra Alaçatı’yı gezdik. Esnafla biraz dertleştim. Onlar da Rumlar’dan kalan taş ev fiyatlarının tavana vurmasından şikayetçi. Hatta sevgili Sezen Aksu zeytinyağı fabrikasından bozma bir taş ev beğenmiş, sahibi 1.5 trilyon lira istemiş. Affedersiniz ama ‘oha oldum yani’. Cuma namazına yetişeceğim için fazla turlamadık. Bu kez cumayı annemle birlikte evde kıldım.
Barba Meyhane
Dolaşırken acıktım. Canım kumru yengen istedi. İzmirli olmayanlar bilmez pek. Kumru, sandviç tarzı bir tatlı ekmek. İçine İzmir tulumu, sosis, salam, sucuk, domates konuyor ve kömür ateşinde yengen oluyor. En güzel kumru da Ilıca’da yapılıyor. Kumru sayesinde biraz da Ilıca’yı turladık. Buradaki tek katlı bahçeli evler her zaman çok hoşuma gitmiştir. Ama fiyatları astronomik. Geçen yaz Çeşme Altın Yunus’ta hizmet veren Rum meyhanesi Barba bu yıl Club Ilıca Otel’de hizmete girmiş. Tekstilci Nurten Gökçe’nin 4 yıl önce İstanbul Nişantaşı’nda hizmete açtığı Barba eski İstanbul meyhanesi geleneğini yaşatmayı hedefliyor. Barba yeni yerinde de otantik dekoru, denize nazır harika manzarası ve tamamı İstanbul’dan gelen 10 kişilik servis ekibiyle Çeşme’de yine zirvede. Haftanın 7 günü açık. Aşçıbaşı Binali Taçyıldız’ın soğuk ve sıcak mezeleriyle konuklar lezzet yolculuğuna çıkıyor. Nurten Gökçe “Türk mutfağında meze kültürünün yaşaması çok önemli. Barba’da dostlarımız, ana içkimiz rakıyla birlikte 18 çeşitten oluşan zengin mezeleri tatma fırsatı buluyor. Çarşamba, cuma ve cumartesi geceleri de Grup Yamas, Türk-Rum ezgileriyle eğlenceli saatler yaşıyor” dedi.
Apropa Restaurant
Efendim, bu kez farklı yerleri tanıtayım istedim. Sağolsunlar, Kemal ve DHA’nın İzmir yıldızı Cesur Sert acayip yardımcı oldular. Çeşme’nin en güzel yerlerinden olan Apropa Restaurant’tan söz etti Cesur. Yıldızburnu’nda. Sahibi Suzan Gülce. Farklı dekorasyonu, manzarası ve dünya mutfaklarından oluşan mönüsüyle aslında üçüncü sezonuymuş Apropa’nın. Recis ve Ekose Restauranlar’ın şefi Jo Kohen’in aşçıbaşılığını yaptığı Apropa her gün 17.00-02.00 saatleri arasında açık. Meksika, Fransız, İtalyan mutfağından salatalar, et ve tatlı çeşitleri var. Müşteri kitlesi İstanbul ağırlıklı. Galiba Apropa gelecek sezon Çeşme’nin klasikleri arasına girmeyi başaracak.
Bornova’da müthiş bir vakıf
Çeşme’ye gelmişken hem İzmir Fuarı’nı gezmek hem de ufak tefek işlerimi halletmek için bir sabah Kemal ile İzmir’e gittim. İstanbul’da trend haline gelen simit sarayları şimdi İzmir’de çok gözde. İki yıl önce İstanbul’da üç iş adamı; Haluk Okutur, Mehmet Tarakçı ve Abdullah Kavukçu tarafından kurulan Simit Sarayı 37. şubesini İzmir’de açmış. İstanbul dışındaki ilk şube özelliği taşıyan Alsancak-Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki Simit Sarayı’nın açılışına Asuman Krause, Nigar Talibova, Başak Şahin gibi ünlü mankenler katılmıştı. Karşıyaka’daki ikinci şubenin açılışını da Elif Ece Uzun, Nefise Karatay, Ebru Destan, Vatan Şaşmaz yapmış. Biz Alsancak’takine uğrayıp öğle yemeğini zeytinli, kaşarlı simitle geçiştirdik. İşime de geldi. 24 saat simit, peynir ve çay versinler, ‘gık’ demem. Patronlardan Abdullah Kavukçu oradaydı. Hedefleri, iki ay içinde İzmir’de 10 şube açmakmış. Abdullah Kavukçu “Karşıyaka, Hatay, Bornova, Kemeraltı, Sahilevleri, Göztepe, Balçova ve Buca’da açacağımız simit saraylarının hazırlıkları sürüyor” dedi. İzmir’e gitmemin nedenlerinden biri de Bornova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na uğrayıp teşekkür etmekti. Çünkü bundan 15 gün önce İzmir’den okuyucum olan Ümit-Selver Memiş çifti beni aradı. Doktor hatası yüzünden prematüre bir bebekleri olmuş. Eylül bebeği yaşatmak için İzmir Behçet Uz Çocuk Hastahanesi’nde kuvöze almışlar. Tabii aile 3.5 milyar lira borçlanmış. Yiyecek ekmeği zor bulan yeni evli bu çift için İzmir Bornova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ni aradım. Okuyucum olan sevgili Sibel Demirtepe yolunu gösterdi sağolsun. Vakfın başkanı sevgili Erol Ersen ve diğer üyeler sayesinde Memiş çiftinin borcunu vakıf ödedi. Aile, Eylül bebeğe kavuştu. Başta Bornova Kaymakamı Mustafa Dündar olmak üzere Vakfın Başkanı Esen ve tüm vakıf üyelerine bir kez daha teşekkür ederim. Bu arada hemşerilerim başta olmak üzere herkesten bir ricam var; Vakıf, desteğinizle ayakta kalacak. Lütfen kullanmadığınız ilaçları, giysileri, eşyaları ayırın. Para bağışında da bulunabilirsiniz. Hadi bakalım, pamuk eller cebe. İşte derneğin telefon numarası (0232) 388 68 05. İzmir Fuarı’nda içim acıdı, gözlerim doldu. Çocukluk ve gençlik yıllarımdaki fuar bitmiş. Gazino ve bahçelerdeki o ışıltılı neonlar, yerli-yabancı sayısız firmanın yarattığı curcuna, yürümeyi imkansız hale getiren insan seli, birbirinden ünlü yıldızların doldurduğu gazinolar yok olmuş. Buna yol açanları Allah’a havale ediyorum.
Ve İstanbul dedikoduları…
Çeşme’den döner dönmez Kuruçeşme, Maçka, Ortaköy, Yeniköy turu attım. İstanbul eğlence yaşamını cumartesi ve pazar günü yazacağım inşallah. Şimdi biraz dedikodu yapalım. Sevgili arkadaşım İpek Tuzcuoğlu ve WMC Group Başkanı olan sevgilisi Hakan Yangın bir süredir Bodrum’da tatildeydiler. Orada, şöhretleri Türkiye dışına taşan ‘Tıpa Tıp Grubu’nun yaratıcısı olan sevgili Besim Kazado ile bir proje oluşturmuşlar. Besim; Bülent Ersoy, Muazzez Abacı tiplemeleriyle 7′den 70′e herkesin gözdesi. İpek; İyi bir oyuncu, mükemmel bir dansçı. Besim kendi grubu ile İpek’in yeteneklerini birleştirip bir müzikal hazırlıyor. Yer arıyorlar. Bence çok hoş olur valla. Efendim, haftada ortalama 500 e-mail alıyorum. Aralarından haber olanlar da çıkıyor. İşte biri; Okuyucum son günlerdeki beste hırsızlığına değinmiş ve Emre Altuğ’un ‘Bu kadar mı’ adlı şarkısının Las Ketchup Grubu’nun ‘Kusha Las Payas’ adlı şarkısına benzediğini yazmış. Ben iletiyorum, gerisi Emre’yi ve İskender Paydaş’ı ilgilendirir. Rumelihisarı konserlerinde aklar ile karalar, yani iş yapanlarla yapmayalar belli oldu. Süper Star Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Gülben Ergen, Serdar Ortaç, Kenan Doğulu, Cem Yılmaz, Özcan Deniz, Emel Sayın-Ahmet Özhan ve Ferhat Göçer ‘en iyiler’ olarak gişe hasılatı yapmışlar. Hülya Avşar, Deniz Seki, Mahsun Kırmızıgül, Yalım ise hayal kırıklığı yaratmış. Şimdilerde ‘en iyiler’ yeniden sahnede. Bu akşam Özcan Deniz, 9 Eylül’de Yavuz Bingöl, 11 Eylül’de Ferhat Göçer, 12 Eylül’de de Emel Sayın-Ahmet Özhan ikilisi yer alacak. ‘Ses ve Ayrılık’ albümü 450 bin satan ve konserden konsere koşan Özcan Deniz, eski gönül dostu olan sevgili Mahsun’u tabir-i caiz ise yemiş gibi gözüküyor. Evet efendim, bugünlük de bu kadar. Yine sevinçleriniz okyanuslar, üzüntüleriniz ise kum tanesi kadar olsun. Hoş kalın.


