ALAÇATI ( Farklı dillerden)
Değirmenler un öğütmüyor ama tepelerde nazlı nazlı dönen pervaneleriyle rüzgar tribünleri yıllardır elektrik üretiyor. Urla’yla birlikte orijinal dokusunu ve kültürünü muhafaza edebilmiş, yazlık site ve beton saldırısına direnebilmiş, insanı ve mekanıyla sizi sarmalayan ve bağrına basan bir kasaba.
Hakim bir tepeden bakıldığında öylesine sevecen öylesine hoş bir manzara sunuyor ki sokaklarında kaybolmaya davet ediyor sizi. Cumbalı evleri ve hala sürüp giden kasaba hayatıyla da bunca modernliğin ortasında bir vaha gibi duruyor. Bunda direk denizle temasının olmamasının payı büyük elbette. Marina ve sörfçü-lerin anavatanı kıyıları birkaç kilometre aşağıda. Kasabayla marina arası tarım ve hayvancılığın hala devam ettiği bereketli topraklara sahip. Marinanın batısındaki sırtlarda ise kışın hayalet şehre dönen yazlık Alaçatı kurulmuş. Elbette İzmirlilerin marifetiyle. Ve dalyanın kıyıya açıldığı yer sörfçülerin mekanı olmuş. Denizin maviliğinde rengarenk kelebekler gibi bir o yana bir bu yana salınıp duruyorlar. İki tepe arasında yükselip aşağı düşerken hız kazanan rüzgârla oluşan koridor burayı dünyanın en ünlü sörf mekanlarından biri yapmış.
Rüzgar kıyıya paralel eserek dalga yapmıyor. Böylece ilk kez sörf yapacak acemiler bile kendini güvende hissediyor. Kıyıdan başlayarak iki yüz metrelik kısmın iki metreyi geçmeyen sığlıkta olması da cabası. Bu da sörf tahtasından düşenlerin çok daha rahat kalkmasını sağlıyor. Bu bölüm yukardan turkuaz rengiyle derin kısımdan rahatlıkla ayrılabiliyor.
www.anatoliaturkey.com



