Ecr-İ MİSİLLEME

nizamettin şen- info cesme

ECR-İ MİSİLLEME

Nizamettin Şen ( turizm gazetesi)
“Antalya Defterdarı Hidayet Mat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anayasa gereği kamunun olan sahil ve kıyılarda işgalleri önlemek amacıyla 2006 yılında Maliye Bakanlığı tarafından başlatılan denetimlerin bu sezon Antalya’da 27 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında yapıldığını bildirdi.” Böyle başlayan haberleri geçen hafta medyada okumuşsunuzdur. İki hafta önce de Çeşme’de Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay bir açıklama yaparak, aşırı oranda arttırılan ecr-i misil konusunda kendisinin bir şey yapamayacağını, turizmcilerin konuyu Başbakan’a iletmelerini belirtti.

Haberin devamında “500’den fazla otele ceza kesildi” ara başlığı ile cezanın(!) ne olduğu açıklanıyor; “Kıyı ve sahil bandındaki ilçelerde her yıl işgal denetimleri yapılıyor. Bu yılki denetimlerde de turizme tahsisli bazı işletmelerin kıyı ve sahilleri çeşitli yöntemlerle kaçak kullandıkları tespit edildi.”

Ecr-i misil nedir? Bir para cezası mıdır yoksa bir vergi midir?  Önce bu soruların cevabını vermeden, devletin otellere verdiği tahsislerin önlerinde veya deniz kenarındaki kendi mülkü üzerinde kurulu otelinin önünde, güneşlenmek için konan şemsiyeye, ödediği  ecr-i misil ile (ister vergi,ister ceza, isterse eza olsun) kaç yeşil kartlıya, kaç irili ufaklı devlet memuruna, kaç hapisteki mahkuma, kaç askere maaş verdiğinin incelenmesini isterim. İncelenmesi diyorum ama fazla incelemeye de gerek yok rakam ortada sadece Antalya’dan 26 milyon TL ecr-i misil toplanacak. Bu rakam  2006 yılında  8milyon 621TL imiş. Ben buna “ecr-i misilleme” diyorum, tabiî ki önce ecr-i misilin ne olduğunu Osmanlıca- Türkçe sözlükden okuyalım sonra  ecr-i misllemeyi daha iyi anlarız.

Ecr bir Arapça kelimedir anlamı; bir iş, hizmet karşılığında verilen şey, ücret demektir. Sevap,mükafat, karşılık, ücret olarak da kısaltılabilinir. Ecr-i misil anlam olarak sözlükte şöyle yazılmış; Bir(yerin) malın kullanılmasından doğan menfaatin para ölçüleriyle takdiri. Kira bedeli tayin edilmeden bir yerin kiralanması halinde vasıf, mevki ve kullanma tarzı bakımından kiralanan yerle benzeyen yerlerin kira bedelleri o yerin de ecr-i misilidir.

Böylece anlaşılıyor ki, ecr-i misil bir ceza değildir. Bir komisyonun takdiri ile belirlenmiş kullanımdan dolayı alınan ücret. Yani apaçık bir VERGİ dir.

Bakın, Tanju Bey veya Solmaz Hanım yazın Antalya’da, Bodrum’da, Çeşme’de denize gidiyor. Şemsiyelerini açıyorlar,  havlularını seriyorlar, hatta bazıları masalarını kurup, çay demleyip yemeklerini yiyorlar. Çok azı (!) da yiyip içtikleri atıkları, tüttürdükleri sigara izmaritlerini de orada bırakıp gidiyor.  Şimdi bunlar devlete, Başbakan’ın tabiri ile “Şezlong Vergisi”ni veriyorlar mı? İşgalci olarak adlandırılıyorlar mı? Onlara “ceza” kesiliyor mu? Onlar medyada suçlu olarak takdim ediliyorlar mı? Tabii ki, hayır. Devlet tutuğundan vergi alır. Yılda 4 ay kıyıda şemsiye açan otelci 12 ay üzerinden ecr-i misil öderken, onu işgalci gösteren medya, yılda otelcilerin verdiği, sayfalar dolusu çarşaf, çarşaf ilanlardan ekmek yediğini düşünse, hangi kelimenin ne manaya geldiğini en azından sözlükten bakıp anlamaya çalışır. Toplumda otelciyi suçlu gösterme, onu kanunsuzlukla, yolsuzlukla suçlar haber üretme medyaya çok şey kazandırmaz, kaybettirir.

Türkiye turizm gelirlerinin büyük bölümünü sahilden elde ettiğini, en azından verdikleri tahsislere bakıp anlayabilecek, onları savunacak bir Bakan’ın olmaması ne talihsizliktir. Ecr-i misilleme benim türettiğim bir kelime, bugünkü uygulamaya uyuyor. Fazlasıyla alınan ücret. Fahiş, kelimesinin Osmanlıca-Türkçe versiyonudur.

www.turizmgazetesi.com

Yorum Yap