Açık büfesinde 40’a yakın soğuk, 12 çeşit sıcak bölümü var. Bunların yüzde 60-70’i Çeşme’ye özel, bu bölgede yetişen ürünlerden oluşuyor..
Türkiye’nin gözde tatil beldesi Çeşme’de yaz kış hizmet veren beş yıldızlı turistik tesislerden Ilıca Hotel, turistlerden gelen talep doğrultusunda doğal gıdalara yöneldi. Hotelin bünyesinde bulunduğu Anadolu Holding’e bağlı gıda sektörü firması bundan üç ay önce bitki çaylarla ilgili bir araştırma isteyince, ortaya ilginç bir durumun çıktığını belirten Genel Müdür Yakup Demir, ilginç bir projeye imza attı. GDO’lu gıdalar konusunda oldukça hassas olan yerli ve yabancı turistlerin doğal ürünlere rağbet ettiğini gördükten sonra Çeşme dağlarında yetişen otları ve dağ çileğini büfelerine ekleme kararı vererek çok isabetli bir iş yaptıklarını söyleyen Yakup Demir, “Artık otelimize gelen konuklarımıza farklı lezzetler tattırmak, büfemizi zenginleştirmek için sık sık Ege’ye ve Çeşme’ye özgü bir takım dağ meyveleri ve otlarıyla çalışma yapıyoruz. Meralara, dağlara çıkıyoruz. Özellikle kış döneminde turizmcinin fazlaca boş vakti olduğu için, ‘Bu boş vakitlerimizde neler yapabiliriz?’ diye bir hayli düşündük ve projelendirdik. Kışın Çeşme’deki yenebilir ot çeşitlerini tespit ettik. Bu inceleme doğrultusunda da günün belirli saatlerinde hava güzel olduğu zaman dağlara çıkmaya başladık. Son zamanlardaki basına yansıyan ve bir takım yiyecek ürünlerindeki GDO olayları bizi bu araştırmalara yönlendirdi. Özellikle sabah kahvaltısında tüketimler kara çaydan daha çok bitki çaylarına doğru gitmeye başladı, herkes bitki çaylarının başında. Bazı misafirlerimiz de çayın içindeki karışımı merak ediyordu. GDO’lu ürünler ve domuz gribi benzeri bir takım olumsuzluklardan insanlar bir araştırma içersine girmiş. Doğal olan ne varsa ona yöneliyorlar. Biz bunu daha da geliştirelim dedik. Sonbaharda yağmurların yağmasıyla dağlar yeşermeye, otlar çıkmaya başladı. Biz de Çeşme’nin dağlarına çıktık. Buradan Zeytinler’e kadar gittik. Sabah 11.00’den akşam 17.00’ye kadar, hatta orada da piknik yaptık. Karaköy, Kadıovacık derken adım adım dağları dolaştık. Gıda mühendisimizin kontrolünde topladığımız otların bazılarından börek, çörekler yaptık, çorbada kullandık. Geçen gün ısırgan otu çorbası yaptı başahçımız. Altına da ‘Çeşme dağlarından toplanmış ısırgan otu ile yapılmıştır’ dedik. Bakıyoruz ilk önce o çorba bitiyor. Sabahları on çeşit ot çıkarıyoruz büfeye. Bunlar Çeşme dağlarından toplanmış otlar dediğimizde önce onlar bitiyor, talep daha yoğun oluyor, kuyruk oluşuyor. Bunu gördükten sonra haftanın 2-3 günü önlüklerinizi takıyoruz ve dağları dolaşmaya başlıyoruz. Mantar, dağ çileği, ebe gömeci, ısırgan otu, radika, turp otu gibi şu günlerin otları nelerse bunları toplayıp hemen taze taze akşam büfesinde ve sabah kahvaltısında sunuyoruz. Çorba ve böreğin yanı sıra özellikle dağ yeşillikleri salatası ve zeytinyağlı ot yemekleri de yapıyoruz. Hatta minik minik kıyıp makarnayla pişiriyoruz. Bugün, dün topladığımız otlardan ısırganlı makarna yaptık. Çok lezzetli oldu, çok ilgi gördü. Dağ çileğinden 30-40 kg. reçel yaptık. Bizim yılbaşı yoğunluğumuzu bunlarla geçiririz” diye konuştu.
MUT’TAN SALÇA, ZİLE’DEN PEKMEZ, ESKİŞEHİR’DEN ŞEKER PANCARI
Tüm bu güzellikleri gördükten sonra, ‘25 yıldır Çeşme’deyiz niye daha önce bu dağları keşfedemedik, dağlara çıkıp otlardan yararlanamadık’ diye üzüldüklerini belirten Genel Müdür Demir, artık personelinin güzel havalarda otelde durmak istemediğini, güneşi gördüler mi ‘Hadi ot toplamaya gidelim’ dediklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hepimizde bir heyecan uyanmaya başladı. Madem ki böyle bir belde de yaşıyoruz, 365 günün 310 günü güneşi olan bir yerdeyiz. Havası, oksijeni güzel. Denizden gelen iyotun o dağlarımızda kokusu var. Böyle bir ortamda yetişmiş bitkilerle yaşamamız ve onları yaşatmamız lazım. Bu hedefle yola çıktık, artık doğallığımızı sergilememiz lazım. Bunu şimdilik büfemizde duyuruyoruz. Ilıca Hotel’in açık büfesinde 40’a yakın soğuk, 12 çeşit sıcak bölümü var. Bunların yüzde 60-70’ini Çeşme’ye özel, bu bölgede yetişen ürünlerden oluşturduk. Ayrıca salçayı Mersin Mut’tan getiriyorum, tamamen yöresel, katkı maddesi yok. Tokat Zile’nin pekmezini, Manisa Kırkağaç’ın kavununu, Ödemiş’in patatesini sunuyoruz misafirlerimize, hepsi de doğal, katkısız. Üstelik bunları birinci elden alıyoruz. Toptancı halinde bir takım karışıklığa uğramadan, fabrikasyona geçmeden, direk üreticiden. Şimdi de Eskişehir’den 300 kg şeker pancarı istedim, burada onun reçelini ve tatlısını yapacağız”.
YÜRÜYÜŞ PARKURLARIYLA DAĞLARI TURİZME KAZANDIRALIM
Çeşme’nin bir termal bölgesi olduğunu, yürüyüş parkurları olmadan termal turizminin olamayacağını yıllardır söylediğinin altını çizen Yakup Demir, “Çeşme’nin dağları gerçekten çok güzel. 20 sene önce Fransız misafirlerimizi Erythrai dağlarının tepesinden Kadıovacık’a kadar yürütürdüm. Saat 10.00’da kahvaltıdan sonra gidip, 17.00-18.00’e kadar turlar yapıyorduk. O insanlar tekrar tekrar geliyordu. Turist doğayı çok sever. Deniz, termal ve böyle bir doğa var. Bu turistleri alıp çalıştırabiliriz hatta. Bir müddet sonra sıkılıyor çünkü. Havalar biraz ısınsın, Mart ayından Haziran sonuna, Ekim ayından Aralık sonuna kadar gelen turistlerimize bir oryantasyon verip dağlarda beraberce önlüklerimizi giyerek ot, çilek, mantar toplama turları yapacağız. Elleriyle topladıkları otların gözlerinin önünde görsel bir şovla yemeğe dönüşmesini gördüklerinde ve o lezzetleri tattıklarında buraya bırakın yılda gelmeyi altı ayda bir gelecekler. Bunun için dağlarımıza hafif yürüyüş yolları, patikalar yapmak lazım. Yurt dışında çok var böyle uygulamalar. Biz de yapalım, ‘Ovacık’a 45 dakika’, ‘Alaçatı’ya bir saat’ gibi tahta tabelalarla esprili bilgilendirme yapmalıyız. Belli yerlerde mola verilecek, taze sıkılmış meyve suyu ikram edilecek manzaralı noktalar olsun. Böyle turlar yapalım, bunlar Çeşme’yi çok iyi satar” dedi.
Yakup Demir yurt dışında bu tür çalışmalar için bir sertifikalandırma kuruluşu olup olmadığını araştırdıklarını, olduğu takdirde hemen müracaat edeceklerini sözlerine ekledi.
Fulya OMAÇ / ÇEŞME – AHT







